Cuma Sohbeti

 

EN GÜZEL VE ÖZEL YURDUMUZ

Allah’ın rahmeti, bereketi cümlemizin üzerine olsun....Rabbimize hamd, Resulüne(s.a.v) efendimize salat-ü selam olsun. Bir Cuma sohbetinde tekrar birlikte olmayı lutfeden Mevlaya şükürler olsun, Cumamız bereketli, feyizli ve mübarek olsun..

Sohbetimize sözlerin en güzeli, Efendimizin (s.a.s)  Hadis-i  Şerifi ile başlayalım....

“Hakkında bilerek insanın aldandığı iki nimet vardır. Sağlık ve boş vakit.”

Rahman Suresi’nde hemen her ayetin sonunda yüce Mevla: “Rabbinin hangi nimetini yalanlıyorsunuz? “ Sorusuyla, dünya ve ahiret nimetlerine dikkatimizi çekerken..Peygamberimiz(s.a.s) en değerli hazinemiz olan sağlık ve boş vakite dikkat çekerek, hayatımızın her karesinin güzel olması insanlık alemine kurtuluş reçetesini sunuyor...

Hepimizin bildiği, ama bilerek aldandığı gerçek şu ki: Nimetlere sahipken kiymetini bilmiyoruz. Bu nimet gerek sağlık gerek başka bir şey olsun. Elimizden gidince “Eyvah” diyoruz..Lakin geri dönülmüyor. Bize emanet edilen vücudumuz, dolayısıyla sıhhatimiz bozulduktan sonra, ömür ya doktorlarda, ya da hastane köşelerinde geçiyor...Dünya dolusu malın olsa neye yarar. Eğer sağlığın iyi değilse, istediğin nimetleri yiyemez ancak yedirirsin...

Sıhhatinin değerini bilmeyen, varlıklı bir adam tatlıyı çok severmiş, Baklavanın adını duysa, ağzı sulanırmış, ne yazık ki yiyemez ancak bakarmış, Yine bir gün, lokantada oturan gençlerin masasına yaklaşarak, “Gençler, size baklava ısmarlıyacağım “ der. Talebe olan gençler memnun olurlar ve gelen baklavaları afiyetle yerler, ama sormadan da edemezler. “Amca biz yedik, ama sen seyrediyorsun neden? “ Adamcağız derinden bir  Ahh !... çeker,

“Zamanında sizin yaşınızda sıhhatimin kiymetini bilemedim , şimdi şeker hastasıyım..Kendim yiyemiyorum, ama siz yedikce ben doyuyorum.“ diye cevap verir.

Belirli  bir yaştan sonra istesekte, o gençlik yıllarına geri dönülmüyor..Madem ki, ne geriye dönebiliyor, ne de ileriye gidemiyoruz, öyleyse yaşadığımız an elmas değerinde, bu vakti bu değerli “elmas-ı” cama çevirmeden yaşamanın kıymetini bilmek gerek....

Her şeyi kulu için yaratan,  kainattaki varlıkları insan için musahhar, hizmetçi kılan Mevla, insana en büyük değeri vermiş... Geri asla gelmesi mümkün olmayan “zaman ve ömür” hazinesine Kur’an’da: “Vel-Asr” Suresiyle dikkat çekmiş.İnsanoğlunun zararda olduğunu, telafisinin ancak, bize verilen ömrü,  iman+hakkı tavsiye+sabrı tavsiye reçetesine uyarak kurtarabileceğimizi beyan etmiştir.

Değerli okurlarım, bu yazıyı güzel vatanımızın en güzel beldesi olan, Antalya da yazmak nasip oldu. Vatan nimetinin kıymetini,  en iyi biz gurbetciler biliriz. Memleketin bir tarafı kış, kar, fırtına ... Burası sanki İlkbahar, günlük  güneşlik...  İstedim ki, kainat kitabını birlikte okuyarak, gördüğüm güzellikleri,  beraber paylaşalım..

Karanlıkların  gündüze dönüşmesi,  gecenin nöbet değiştirdiği hayat dilimi, yeni bir gün başlıyor..Allah’ın yüceliğini, birliğini haykıran seslerin en güzeli, Ezan sesiyle,ufukta denizin üzerine doğru, açılmakta olan kızıl çiçeğin karanlıklardan sıyrılışını, tomurcuklarını açışını: Tıpkı karanlıkta kalmış, yolunu kaybetmiş arayış içinde birinin aydınlığa, nura kavuşmasının ardından, yüzünde gülücükler açan, özlediği sese hasret biri gibi,  oturduğum odadan bu eşşiz manzarayı temaşe ediyorum.

Rabbinin emrine boyun eğerek,  güneş doğuyor....Ve lakin, insanoğlu gafil, karanlık evlerde, ne bir ışık, ne bir nefes.....Anlaşılan müezzinin “Hayye alel-felah (2) Essalatü hayrun minen nevm” (2)  (Namaz uykudan hayırlıdır, haydin kurtuluşa) sedasını duymadılar. Yunus Emrenin buyurduğu gibi:

“Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü, yaratılmışı hoş gördük, Yaratan dan ötürü.”  Beyti ve  Mehmet Akif’in “Bu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli”seslenişi ile haykırmak geliyor içimden....

Kuşluk vakti. Deniz masmavi, çarşaf gibi ,güneş ışığını vurmuş,  pırıl ,pırıl,  gözler bu güzel manzara karşısında kamaşıyor... Kıyı boyu yemyeşil park, belediyenin bakımını üstlendiği spor aletleri, hijyenik ve temiz...En çok dikkatimi çeken, Almanya da dahi görmediğimiz, elli metre arayla konan tabeleler..Resimli köpeğin dilinden :”Lütfen poşetimi unutma” yazıları ....Çiçeklerden çimlere, koşu yollarına kadar, her yer tertemiz . Köpek pisliğine rastlamıyorsun. İnsanın aklına Avrupa medeniyeti hayranları geliyor. Mümkün olsada, Avrupanın parklarını görseler...

Sıhhatinin kıymetini bilenler, deniz kıyısında koşu, yürüyüş ve spor araçlarıyla barışıklar. Hem de hiç ücret ödemeden, oysa Almanya da, benim gibi rahatsız olanlar bilirler, dünyanın parasını ödemek zorundayız. Berrak dumansız, zehirsiz temiz bir hava: İçine çekerken bir şükür, kirli havayı dışarı verirken bir şükür.  Her nefeste Mevlaya teşekkürle için dışın nur doluyor. Yine şaşılacak bir durum.  Yukardaki Hadis-i Şerife biz Müslümanlar tatbik etmemiz gerekirken, sağlığının kiymetini asıl bilenler ecnebiler, turistler...Elin adamı hem shhatini, hem de cebini düşünüyor.

Spor aletleriyle antraman yaparken, denize bakarak, şükür, zikir ve tefekkürle bütünleşmek...Varlıklara, Allah namına bakmak, mevcudat penceresinden Allah’ın isim ve sıfatlarına nazar edebilmek... Ahseni Misal (Kurandan en güzel misaller)kalb ve ruha Allah’ın hediyesi mis gibi kokularla ,Yakub (a.s) anıyor, bir çiçeğe (Maşaallah) demek bile, ilahi muhabbete şahit oluyor. İlahi sanatın mükemmelliği karşısında hayretle kalbin coşuyor, ince tefekkür duygularına, Latif ismi celilesinin sırrı da karışınca tarifin fevkinde bir zevk ve aradığın mutluluğu buluyorsun....(Herşeyi idare eden, herşeye herşeyden daha yakındır) gerçeğini  hücrelerinin her zerresinde hissediyorsun. (Sözler-16)

Engin denize baktıkca, (Rahman Suresi 19.) Ayeti’ni  hatırlamamak ne mümkün. Musa(a.s) Yunus(a.s) Hızır(a.s) İlyas(a.s) kıssalarını hatırlıyor, yine Al-i İmran 191.Ayetindeki duayla” Ya Rabbena..! Sen bunları boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi cehennem azabından koru” duasıyla, manevi atmosferi teneffüs edebilmek... Kıyı boyu, zakkum , incir, zeytin, defne ağaçlarının, yemyeşil çimlerin “Lailaheillallah”tesbihlerine, Er-Rauf ismi celilesiyle kanat çırpan martıların , (Sübhanallah) zikirlerine şahit olabilmek , zahiri de olsa bu güzel anı yaşayabilmek.....Kısacası , dertlerin unutulduğu, hastalıkların şifa bulduğu kainat kitabıyla yüce kitabımız Kur’anın bütünleştiği bir ortam..

Rabbim, cümlemizi tehvidle yaşayan, tefekkürle , imanla  Allah’a teslim olanlardan eylesin.

Gurbet ellerde ömrünü ahla- vahla heder eden, cümlemizi  cennet yurdumuzda rahat bir yaşam nasip eylesin.... (Amin)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !