CUMA SOHBETLERİ

BUNCA NİMETLERE BOLCA ŞÜKÜR EDEBİLİYOR MUYUZ???...

" Söz ola cennete götüre” diyerek, bu Cuma, Rabb’imizin dünyada kullarına lutfettiği sayısız nimetlerden, üç tanesini, anlamaya ve anlatmaya çalışalım.

1.cisi  KUR’AN  OKUMAK:  Yüce Mevla, gönlümüzü Kur’ana açmamız için : ” Bu Kur’an, kalbi açık olanlar  ve gözünü Kur’ana dikip, ona kulak verenler için bir öğüttür.” Buyurmakta...

Bedenimizin suya, güneşe, havaya, yemeğe nasıl ihtitacı varsa, ruhunda manevi gıdaya Kur’ana, namaza, zikre, duaya ihtiyacı vardır. İslamiyet gündüz gibidir. Zikir, fikir eden bu parlaklığı görür ve yaşar..Aksi takdir de, gözünü kapatan nasıl ısığı,aydınlığı göremezse,manevi boşluğa düşende, zifiri karanlıktan kurtulamaz. Kısacası : Bediuzzaman bu gerçeği şöyle ifade eder:” İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.”

Altı çizilmesi gereken bir gerçekte: Her şeyin anahtarı olan duayı unutmamak gerekir.Kur’an da, Furkan, 77: (Duanız olmasa ne  ehemmiyetiniz var?) Ayeti bu gerçeğe dikkat çekmektedir.Allah’ın rahmeti, merhameti çok geniş,O’na yönelen darda kalmaz.

Araf, 204: (Kur’an okunduğu zaman hemen onu dinleyin, susun. Umulur ki merhamet olunursunuz.)

Allah’ı tanımayanın başında dünya dolusu musibet vardır, huzursuzdur. Allah’ı tanıyana en ağır musibet en kolay gelir.Kur’anı  Kur’an gibi, yaşayabilmekte ancak hal ile mümkündür. Davranışlarımız,tutumumuz Kur’an gibi olmalı ki, halimiz de düzgün olsun. Hal ile yaşantısını İslama benzetmeyen, malesef halsiz kalır. Esma-ül Hüsna’nın ışığıyla kainat kitabını okumak da. Kulu Rabbine yaklaştırır, Kur’anı sevdirir.

 

2.cisi  İYİ BİR ARKADAŞ: Hadis-i Şerifte: “Kişi, arkadaşının dini üzeredir.” Çevremizdeki yaşantılara baktığımızda, Efendimizin (s.a.v.) ne kadar doğru söylediğini anlarız. Gerçek arkadaş  bize ahireti, Allah’ı hatırlatan, hatalarımızı görünce, dudak büküp, bana ne? demeyen, bizi uyartan arkadaştır. Özü,  sözü doğru olan insanlarla dost olmak, dünya da en büyük kazançtır. Hz. Mevlana “İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.” Sözüyle , doğru arkadaşı tarif etmiştir....

İyi insan yok, demek doğru değil. Kur’nın emrine uyana,  Allah iyi dostlar nasip eder. Ankebut 69 (Allah, cehd edenlerle, iyi ve güzel davrananlarla beraberdir. Onlara özel yollar açar.) buyrulmaktadır.

Hadis-i  Şerifte:”Günahlarını azaltmaya çalış ki , ölüm sana güzel gelsin.” Uyarısı : Hiç şüphesiz. İyilerle, salihlerle görüşmek, dünyada ve ahirette kurtuluşumuza vesile olacaktır.

(Kim Allah ve Resulune itaat ederse peygamber ve sadıklarla, salihlerle beraberdir.)

Nisa: 69-70 Çünkü,  salih dost,boynunda bir akrep görse, boynuna balyozla vurmaz. Ona fark ettirmeden, akrebi alır. Yani kusurlarımızı  görünce, bizi güzelce uyaran, irşat eden, daima dua edendir. Konu açılmışken, Müslümanın, müslümana  olan haklarından bahsedelim.

 

Bunlar:1-Selam vermek 2-Aksırınca Elhamdülillah demek 3-Davetine icabet etmek 4-Hasta olunca ziyaret etmek 5-Ölünce cenazesine katılmak 6-Yakın veya uzakta olsun, iyiliği için dua etmek.

 

3.cüsü HELAL RIZK:Rezzag ismi ile,çeşit, çeşit nimetler veren Allah, kulunu elbet de aç bırakmaz. Ana karnında ki bebeğe, kandan süt yapan, incir ağacına çamur yedirip baldan tatlı yemiş bitiren şanı yüce Rezzag Allah’tır.Vücudun helal rızıkla beslenmemesi manevi hayata ve gelecek nesillere zarar verir. Midesine sahip olamayan, helal dairesinden çıkan, namaz kılsada, huşu duyamaz .”Ey !..insanlar, yeryüzünde bulunan gıdaların, helal ve temiz olanlarından yiyiniz. Şeytanın adımlarına uymayın, zira şeytan, sizin apaçık duşmanınızdır.” (Bakara 168)

Otu geyik yer, misk olur. İnek yer süt olur. İki çeşit arıda, aynı yerden yer: Fakat birine bal olur, öbürüne zehir olur…Bunca nimete karşı, Allah kulundan şükür istiyor.

Hz. Mevlana”Nimete şükür, nimetten hoştur.” Derken ,Allah, “Şükrederseniz nimetimi artırırım” buyuruyor.  Şükreden nimetin Allah’tan geldiğini bilir, imanın nuruyla doğru kullanır. Helal olanı tercih eder, haramdan kaçınır.Yemeğe besmeleyle başlayıp, şükürle bitirmek, nimetin hakkını vermektir. Günümüzde, rızk korkusuyla rahattan rahatsız olan insanların, Yunusun dediği gibi:”Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı”

İnsanlık huzursuz ve doyumsuz bocalıyor. Rızkın haram olmasının bedelini, ne acıdır ki gelecek nesiller ödeyecek. Hz. Mevlana :”Kendinize gelin de, şu kereme bakın. Bir şükre karşılık, bu kadar  nimeti kim vermiş.” Uyarısıyla, yine Kur’anda ki Rahman suresiyle dikkatleri çekmektedir..

Okuyacağımız ibretli öykü, helalinden nesil yetiştirmenin önemini vurguluyor…

 

HELAL LOKMA

Hamile bir  kadın, komşusunun bahçesinde ki  limonları görür, canı çok ister, ama utandığından isteyemez. Bir gün komşusunu ziyarete gider. Komşu kadın mutfağa çay getirmeğe gider.Hamile kadın, yalnız kalmıştır….Limonlar masada kendisine bu kadar yakınken dayanamaz… Ve yakasında ki toplu iğneyi çıkarır, limona batırır.Deldiği delikten, ekşi-ekşi limonu emer. Arzusuna kavuşmuştur..Limonu tekrar masadaki tabağa koyar.

Aradan, bir kaç ay geçer. Oğlu olmuştur, Çocuk, oynama çağına gelince, konu komşuyu rahatsız eder olmuştur. Çocuk eline aldığı bir çiviyle gizlice, tuluklarla (su taşınan torba)

Sırtlarında su taşıyan adamların tuluklarını deler. Devamlı bu işi yapmaktan zevk alan

Çocuğun yaramazlığı, komşuları bıktırmıştır. Babasına ,durumu anlatarak şikayet ederler.. Baba, anneye sorar: “Bu çocuk neden? Böyle, ne yaptık aceba!..” Anne, gerçeği olduğu gibi anlatır. Yaptığı hatanın tamiri için, pişmanlıkla tevbe eder, komşusundan da helallik alır. 

Göz yaşlarıyla Rabbine  yalvarır. Bir müddet sonra çocuk bu kötü alışkanlığı bırakır, sevilen dürüst bir çocuk olur…

©Eğitimci Yazar - Zeliha YAVUZ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !