GÜZEL AHLAK EN GÜZEL MIRASTIR (s.a.v)

GÜZEL AHLAK EN GÜZEL MİRASTIR  (s.a.v)

 

Yazımıza Efendimizin Hadis-i Şerifi ile başlıyalım...Kıyamete kadar değerini kaybetmiyecek bu veciz söz, her dönemde tarihin şeref levhalarında yerini almıştır.

Eğitim nasıl olmalı? Çocuklarımızın eğitimini kimin ellerine bırakıyoruz?

Maddi her türlü ihtiyaçlarını fazlasıyla karşıladığımız, geleceğin umudu evlatlarımızın manevi ihtiyaçlarının ne kadarına cevap verebiliyoruz?

Heran aşina olduğumuz bu ve benzeri soruların cevabına, en çok ihtiyacı olanlarda, vatanından uzak yetişen, başka medeniyetlerin, kültürlerin etkisinde kalarak asimile olabilecek neslimiz olsa gerek....

Bildiğimiz gibi, taleb eden talebe olur.Eğitimi taleb eden talebe de,  sevgili Peygamberimizin (s.a.v) “Beşikten mezara kadar oku” hitabına tabii olarak, her gün yeni bilgilerle pozitif enerji dolmalıdır. Bunun için egitimin olmazsa “Olmaz” şartı temel taşı, sevgi ve şefkattır.

İslami eğitimde, sevgi ve şefkat şartının yanında , şahsiyet ön plandadır.Batı eğitiminde ise birey , nefis yani ego ön plandadır. Birey eğitimi bencilliği artırır. Menfaat için her türlü işlemler mübah sayılır. Bunun aksine, şahsiyet eğitiminde, fedakarlık  artar.

Aristo :”Bir insanın zihnini ne kadar geliştirirseniz, iradesini şahsiyetini ve ahlakını geliştirmiş olursunuz” gerçeğini vurgulamaktadır.

Nebevi eğitim ki, biz Müslümanların üzerinde çokca durması gereken en önemli konudur.

Peygamberimiz (s.a.v) eğitimde:1-Şahsi 2-Cemaat 3-Kadro 4-Kurum ilkelerini gözeterek,

“Darul Ekram”mektebinde en zor şartlarda, en güzel insan eğitiminin temelini atmıştır.

Başlattığı gizli davetle, göklerin öğrencisi, yerin de öğretmeni olduğunu isbat etmiştir.

Erkam’ın evi, ilk mektep, ilk medrese talebelerin en küçüğü dokuz yaşında H.z Ali, altmış yaşında her yaşta, her kavimden köle, efendi hep beraber , öğrendiklerini hayatlarında bizzat tatbik ederek, en güzel modelle, insanlık ırmağını ebedi akıtmışlardır.

 Çocuğu büyütmekten ziyade, eğitmek önemlidir.Büyütmek ayrı, yetiştirmek ayrıdır.

Al-i İmran: 37 (Rab’bin onu çok güzel, bir çiçek gibi yetiştirdi) buyurmakta...

Çiçeğin solmaması, güzel yetişmesi de, onun ihtiyacı olan, hava, su ve sevgiyi vermekle ancak mümkün olur. Bu konuya örnek teşkil edecek,  bir anne adayının ilginç eğitim modeli oldukça enterasan: Anne,  bir yazarın ( Anneler çocuk büyütmeyin, büyük çocuk yetiştirin) sözünden etkilenerek , bu güzel deyimi hayatına geçirmeye karar verir. Bir duvar panosu yapar. Çocukların ilgisini çekmek için, renkli kalemlerle her gün, önemli konuları  panoya koyar. Günün şartlarına göre, önemli bilgileri ve manevi gıdalarını da çocuklara vermeyi de ihmal etmez. Neticede : üç evladın biri başbakan, diğerleride lider konumuna gelirler.

H.z  Ali (r.a) tarihi veciz sözünü hatırlayalım. “Çocuğunuzu, bulunduğunuz zamana göre değil, gelecek zamana göre yetiştirin.” Çocuğun zihni, doğru bilgilerle donatılırsa onun kalbide daima güzel duygularla dolu olur. Devamlı eleştirme yerine, onun iyi yönlerini takdir etmeli ki gelişimi pozitif olsun.İnatlaşmasına fırsat vermeden, sevgi ve şefkatle onun seviyesine inerek” Sen olsan ne yaparsın? Çocuğum” demekle, onun ruh, iç dünyasını okuyacağımız gibi, güvenini ve itimatını kazanmış oluruz, Ayni zamanda Mevlana’nın (İyilerin tembelliği, kötülerin haksızlığını artırır.) veciz sözüne uygun, iyi nesiller yetiştirerek, kötülerin azalmasına yardımcı olunmuş olunur.

Sözün özü:” Kişiliği, karekteri güzel ve özel nesil yetiştirmenin yolu, çocuğa model olarak Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) kimliğini, onun eşşiz sevgi ve hoş görüsünü önce aile tatbik etmeli, sonra yetişen nesil devam ettirmeli.” Avrupalı Türkler’in kaybolan neslini kazanmanın yolu, onlara tanıtılacak , ayni zamanda sevdirilecek bir rehberle mümkün olabilir ancak.....   

Ömrünü evlatlarına dünyalık mal bırakmak için heder eden, birinci genarasyonun hali malumumuz....yıllar “Seneye temelli  döneceğiz” temennisiyle geçti. Lakin çoğumuzun ancak cenazesi gidebildi. Geride kalan evlatlar, torunlar ve devam edecek nesillere verilecek en değerli miras, (Tahrim-6) buyrulduğu gibi: “ Evladına Allah’ı tanıtan, onu hakiki saadete kavuşturur.” Kanımca bu vazife, geride kalan ninelere, dedelere düşmektedir. Sevgi ve şefkatle, peygamber metoduyla,  onlara verilecek en güzel hediye dini ve ahlaki değerlerimizi tanıtmak olacaktır....

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !